Çukurova turuna Mersin'le devam ediyoruz. Eşimin hizmet içi eğitimi nedeniyle geldiğimiz bu liman kenti Türkiye'nin güney ucunda bulunuyor. Toros 'un eteklerinde ve Adana'ya bir saat uzaklıkta olan Mersin'in nüfusu bir milyon altı yüz bin civarında. Palmiyelerle süslenmiş sahil şeridi sanki Florida gibi... Diğer taraftan Adana 'daki gibi yüksek katlı konut alanları var. Ne gerek var? diyorum ama bu kadar yüksek binalar Mersin'in silüetine yakışmıyor bana kalırsa. Modern alışveriş merkezlerinden kendimi uzak tutmaya çalışsam da, Mersin'deki Forum Alışveriş Merkezi bana oldukça ilginç geldi. Yakın zamanlarda sıradışı mimarisi ile ödül almış, dükkanların bir kısmı binanın dışında birbirine bakıyor. Sanki sokakta geziyormuş hissine kapılıyorsunuz. İstanbul'da Kanyon'u andırıyor ama onun kadar devasa değil elbette.
Hizmet İçi Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü, öteden beri Adana'nın ilçesi sandığım Tarsus'a gezi düzenliyor. Yolculuk boyunca rehber öğretmen bize Mersin hakkında bilgiler veriyor. Mersin'in 4 T sinden bahsediyor. Turizm, Taşımacılık, Tarım ve Ticaret 'in Mersin ekonomisinde önemli bir yer tuttuğunu söylüyor. Büyükşehirlerdeki ortak kaderi Mersin'de paylaşıyor ne yazık ki, Mersin aslında Antalya gibi turizm rivierası olabilecek iken sahil şeridi ne yazık ki betona kurban ediliyor, bir çok biçimsiz ve yüksek katlardan oluşan binalar dikiliyor. Bunda iş imkanlarının fazla olması ve çevre illerden göç bunu tetikliyor.
Otuz dakikalık bir yolculuktan sonra Tarsus gezimize başlıyoruz. Önce "Aziz Paul Kuyusu"nu geziyoruz. Hristiyanlar için kutsal bir mekan olan ve eski dönemlerde Kudüs'e giden hacıların konaklayıp suyundan içtikleri bu kuyu 38 metre derinliğinde.
Aziz Paul Kuyusu'nun çevresinde tarihi Tarsus taş evleri gözüme takılıyor. Restore edildikten sonra otel olarak hizmet vereceğini öğrendiğim bu evler tarihe meydan okurcasına dimdik ayakta. Eskiden birçok taş ev varmış bu çevrede. Ancak zamanla imar yasalarıyla birlikte yıkılan bu evlerin yerini beton binalar almış. "Eski"ye gereken özeni göstermediğimiz için iki üç adım sonra beton binalar başlıyor. Bir an tarih kokan bu evlerin sahipsiz bırakılmış hissine kapılıyorum. Umarım bu evleri bir sonraki kuşakların görmesi de sağlanır.

Ardından Tarsus Şelalesi, Aziz Paul Kilisesi ve Nusret Mayın Gemisi'nin olduğu müzeyi geziyoruz. Nusret Mayın gemisi'nin esas yerinin Çanakkale 'de olması gerektiğini düşünürken bu geminin öyküsünü öğrenince gerçekten çok üzüldüm. Çanakkale Deniz Savaşları'nda düşman gemilerinin Çanakkale Boğazı'ndan geçmesini engellemek için boğaza mayın döşemek için kullanılan bu gemi çürümeye terkedilmişken ve neredeyse yorgun gövdesi demir - çelik fabrikasında fırınlanmaya gönderilecekken, Tarsus Belediye Başkanlığı bunun önüne geçmiş ve bu gemiye sahip çıkmış, büyük uğraşlar sonunda restore edilerek Tarsus Çanakkale Parkı'na yerleştirilmiş. Adana - Mersin yolu üzerinde bulunan parkın gezilmesini öneririm.

Enstitünün düzenlediği ikinci gezi ise, Mersin'in batı yönüne... Silifke yolu üzerinden Yedi Uyurlar Mağarası, Cennet - Cehennem çukurlarını, Narlıkuyu Mozaik Müzesini, Kanlıdivane ve Astım Mağarasını görmeye gidiyoruz. Hayatımda ilk defa bir mağaraya iniyorum. Mağara biraz ürkütücü olsa da, doğal oluşumlar inanılmaz güzel. Akşam üstü dönüşte Kız Kalesini görmek için mola veriyoruz. Kale, küçük bir adanın üzerine sekiz kuleli bir 12. yüzyılda yapılmış, Romalılar, Bizans ve Osmanlı zamanında bakım yapılmış.
Gelelim lezzet duraklarına... Mersin tantunisi ile bilinir. Yemeden dönülmez diyerek soluğu tantuni lokantasından almak gerek. Tantuni, kuşbaşı doğranmış etlerden oluşan dürüm olarak servis edilen bir yemek... Mersinli bir arkadaşım "Kerebiç yemeden dönme." demişti ama ne yazık ki tadamadım. Kerebiç içi ceviz ya da fıstıklı dışı kremalı köpükten oluşan tatlı türü. Aslında bir ramazan tatlısı. Kerebiççi Oğuz'da yenmesi önerilmişti bana. Mersin YKM 'nin arka tarafında bulunuyor. Unutmadan bir lezzet daha var Mersin'de: Cezerye... Hindistan cevizli dışı, havuçtan yapılan bu lokum tarzındaki bu tatlıyı ilk defa Mersinli olan yengem getirdiğinde yemiştik küçük yaşlarda. Sevdiklerinize almadan dönmeyin derim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder