
Üç yıldır amatör tiyatro ile uğraşıyorum. Tiyatroda hayatımın en dolu dakikalarını yaşadım ve yaşamaya, akıtmadığım teri tiyatro sahnesinde dökmeye niyetliyim. Nedir bu tiyatro ile alışverişim? Anlatayım...
Nedendir bilinmez, büyüler insanı, bir kere tadını alan bırakamaz. Seyirci koltuğunda oyun izlemeye benzemez tiyatro aşkı. Tiyatro, içinde olanları, gözlem yapmaya, gözlemlerden sonuç çıkarmaya, tavır ve davranışların kökenine inmeye zorlar. Hayattaki manzaralara kimi zaman gülebilmeyi, kimi zaman ağlamayı öğretir. Hislendirir, temizler, paklar. Oyuncu olarak araştırmaya iter insanı. Rolünün hikayesini, kılık kıyafetini, konuştuğu dili, bakış açısını repliklerden çıkartmaya sevkeder. Bilinç geliştirir. Farkındalık kazandırır. Neyi nasıl ne zaman yapacağını öğretir. Hayal dünyasının açılmamış pencerelerinden baktırır.
Sahnede kaldırımda yürür gibi yürünmez. Kuralları vardır. Sadece ezberlemek yetmez, karşındaki dinleyip ona göre repliklerini dillendirmek gerekir. Sahneye ve seyirciye küsülmez. Alkış sesi cesaret ve heyecan verir. Bütün disiplinlerle ilişkilidir. Oyuncu kimyasını, sahne coğrafyasını, ışığın kırılmasını, notalarla ilişkili olman gerektiğini öğretir, resim, estetik ve de az biraz elektrik bilgisi gerektirir.
Öyle bırakıp gidilmez, mutlaka geri dönmek vardır sözlükte. Tiyatro seni çağırır, sen ondan ayrılsan bile...


