Sıfır ile dokuz yaş arasını kapsamakla beraber belki de yaşamımızın en saf ve en unutulmaz anlarıydı bu tek haneli yaşlar...Hani şu üç tekerlekli bisikletten iki tekerlekli bisiklete terfi ettiğimiz, ilk çapkınlık denemelerini yaptığımız, yeryüzünün sadece sevdiklerimizden oluştuğunu düşünerek geçirdiğimiz masum yıllar...
Halbuki ahlayıp vahlamanın çaresi var mıdır ki? Sadece hoş anları düşleyerek belki de kendimize gülerek "Çocuktuk işte!" dersiniz kendi kendinize. Kırdığınız camlar, havasını indirdiğiniz lastikler, arka sokak çete savaşları, "kız kaçıran" ile kızları korkutmak... Benim çocuk olduğum anlardan hatırladıklarım...
Modernlik çağında çocuklar elektronik posta atmayı bilen, sanal oyunlarla kendilerini "kurtarıcı" gibi gören, "nereden geldiklerini" çoktan öğrenmiş bireyler olarak karşımıza çıkıyor.
Kirlenen dünyamız çocukları da kirletmesin diyebilmek pek mümkün değil...Ama geleceğin çocukları bizler gibi olmayacak. Kimbilir onların çocukları bize yabancı olacak.
Ben çocuklarla eğlenmeyi seviyorum. En azından onlarla çağının dilinden konuşursanız, eminim onlar da sizi sevecektir. Çocukları anlayabilmenin bir yolu da bu... Sakın ha damarlarına basmayın. Örneğin; oyuncakları ile oynarken kendinizden geçmeyin. Bir bakmışsınız, saatler geçmiş... Sonra maraz doğabilir... :)
30 Kasım 2007 Cuma
Kafama Takılan Sorular - III
1. Seviyesi tespit sınavı yapılmış ilişkiler başarılı mıdır?
2. Adrenalin salgılamak için mutlaka sıradışı aktiviteler mi düzenlenmeli? Yamaç paraşütü, safari, bungee jumping vs
3. Nostalji Televizyonu açılsa popülerliği olur mu acaba?
2. Adrenalin salgılamak için mutlaka sıradışı aktiviteler mi düzenlenmeli? Yamaç paraşütü, safari, bungee jumping vs
3. Nostalji Televizyonu açılsa popülerliği olur mu acaba?
Adil Yaşam Senaryoları
Hayatınızda öyle güzel zamanlar geçirmişsiniz ki, beraber gülüp beraber ağlamışsınız. An gelmiş beraber ev ödevi yapmışsınız, an gelmiş aynı vapuru beklemişsiniz, çıtır simiti paylamışsınız, kısa mesajlar çekerek eğlenmişsiniz.
Sonra birdenbire biri yada bir şey bu sevdiğinizi çekivermiş hayatınızdan,
Neden acaba?
Birinci Senaryo:
Sevdiğiniz birdendire dünyanın en çekilmez biri olur ve herşeye parlamaya başlar.
"O lafı etmeyecektin bana!"
"Bana ne! Bu benim derdim değil."
ya da
"Yeter artık! Sıkıldım senden. Ben gidiyorum!" demeler...
İşte zor zamanlardır o anlar. Ağır çekimde yaşanan zamanlardır o anlar. Zordur o an, cep telefon numarasını kaldırmak gidenin ardından...Artık ona ait olan son numaralar çekip gittiği tarihtir, saattir. Artık aklınızdan silmeniz gereken onun cep telefon numarasıdır, çalınmaması gereken kapı numarasıdır.
İkinci Senaryo:
Bozulan ilişkinin ardından bir de istenmeyen ayrılıklar vardır. İnanılası gibi değildir. Kabullenmek zordur. Tokat gibi yapışır surata...Peki bu gidenin ardından ne yapmalı? Geçenlerde karşılaştım Önder Bozdağ'ın telefon numarası ile. Geçen sene trafik kazasında kaybettiğim arkadaşım...Silsem mi acaba diye düşündüm bir an. Sanki arasam sesi gelecek karşıdan...Ona ait olan son numaralar da ardından okunan dua sayısı, kaç çocuk bıraktığı...
Yaşamı ve sonrasını matematiğe dökmek ne kadar da kolay aslında!
Sonra birdenbire biri yada bir şey bu sevdiğinizi çekivermiş hayatınızdan,
Neden acaba?
Birinci Senaryo:
Sevdiğiniz birdendire dünyanın en çekilmez biri olur ve herşeye parlamaya başlar.
"O lafı etmeyecektin bana!"
"Bana ne! Bu benim derdim değil."
ya da
"Yeter artık! Sıkıldım senden. Ben gidiyorum!" demeler...
İşte zor zamanlardır o anlar. Ağır çekimde yaşanan zamanlardır o anlar. Zordur o an, cep telefon numarasını kaldırmak gidenin ardından...Artık ona ait olan son numaralar çekip gittiği tarihtir, saattir. Artık aklınızdan silmeniz gereken onun cep telefon numarasıdır, çalınmaması gereken kapı numarasıdır.
İkinci Senaryo:
Bozulan ilişkinin ardından bir de istenmeyen ayrılıklar vardır. İnanılası gibi değildir. Kabullenmek zordur. Tokat gibi yapışır surata...Peki bu gidenin ardından ne yapmalı? Geçenlerde karşılaştım Önder Bozdağ'ın telefon numarası ile. Geçen sene trafik kazasında kaybettiğim arkadaşım...Silsem mi acaba diye düşündüm bir an. Sanki arasam sesi gelecek karşıdan...Ona ait olan son numaralar da ardından okunan dua sayısı, kaç çocuk bıraktığı...
Yaşamı ve sonrasını matematiğe dökmek ne kadar da kolay aslında!
Etiketler:
0 ve 1,
İstenen Ayrılıklar,
İstenmeyen Ayrılıklar,
var yada yok,
Yaşam matematiği
28 Kasım 2007 Çarşamba
Sennheiser'dan Önce Sennheiser'dan Sonra
Yıllardır hiç kaçırmadan gittiğim Cebit Bilişim Fuarı'nda teknoloji avcısı iş arkadaşlarımla bir standda mola verdik. Durduğumuz aslında çok süper ötesi bir stant da değildi hani. Mikrofon ve kulaklık konusunda uzman bir marka olan Alman Sennheiser'in ürünlerinden biri olan CX-300 modelini kulaklarıma geçirdiğim anda küçük bir şeyi anladım. Dışardaki sesten sizi izole ederek sadece kulaklarınıza dolan müzik ile sizi meşgul eden bir kulaklık... Sanırım bunu anlatmam uzun sürecek ama tek kelimeyle muhteşem...Her ne kadar aldığım kutunun üzerinde bulunan "Made in China" ibaresi midemi bulandırsa da, fiyatını haketmiş olduğunu düşünüyorum. Hatırı sayılır bir ücret ile bir CX300 edinmiş olmakla beraber arkadaşlarımın "Bu paraya bu kulaklıkları mı aldın? Hadi canım dalga mı geçiyorsun sen?" şeklindeki şaşkın ifadelerini kulak arkası ederek tüm mp3 arşivimi baştan sona tekrar dinliyorum. Bazı forumlarda yaptığım aramalarda kimisi Sennheiser'dan önce müzik dinlemediğini yazıyor. Kimisi de müziği tekrar keşfettiğinden bahsediyor. Abartıyorlar mı acaba? Pek de haksız sayılmazlar kanımca. Çok temiz, duru bir şekilde ses alıyorsunuz bir kere. Ardından orkestra kulaklarınızın içinde çalıyor gibi geliyor sanki. Bence Sennheiser...
Etiketler:
müzik olmadan asla,
Sennheiser,
teknoloji ve insan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)