Eşimin görevi nedeniyle bir haftalığına Mersin'e gittik. Ama söze Adana'yı anlatarak başlamak istiyorum. Hayatımda ilk defa Antalya'dan ötesini görmek benim için güzel bir fırsattı.
Sabiha Gökçen Havalimanı 'ndan kalkan uçağımız, 1 saat 20 dakikada bizi Adana'ya götürdü. Heybetli Toros Dağlarının üzerindeki bembeyaz manzara Adana'ya inmeden önce bizi karşılayan ilk tabloydu. Bir taraftan görünce insanın içini donduran bu manzaranın ardından Çukurova ve yemyeşil tarlalar arasındaki fabrikaları görmek Adana'nın hem tarım hem de sanayi şehri olduğunu gösteriyor.
Havalimanından kalacağımız yere gitmek için bindiğimiz taksinin yaşlı taksi şoförü "Adana'nın en güzel zamanında geldiniz. Bir ay sonra durulmaz buralarda"diyordu.
Kentin göç alması sonucu nüfusu 2. 5 milyon civarında olan Adana, Türkiye'nin beşinci büyük ili. Şehir merkezi gün ortasında araç ve insan trafiği bakımından oldukça yoğun.
Gezdiğim şehirlerde hep bir tezatlık ararım. Her şehrin iki yüzünü görmek sanırım sadece Adana'ya özgü değil. Bir tarafta modern tasarımlı sosyalleşme mekanları (alışveriş merkezleri, cafeler vb.) bulunuyorken iki adım ötesinde şehrin banliyölerinde bitişik nizam 2 -3 katlı evler göze çarpıyor. Çarpık yapılaşma büyükşehirlerin ortak kaderi ne de olsa...
Yeni Adana denilen bölgede 200.000 konutluk bir yapılaşma varsa da, bunlar gözüme çok hoş gelmedi. En az 15 kattan oluşan yanyana dizilmiş bu bloklarda yaşam nasıl yaşanır bilemem. Üçündü derecede deprem kuşağında olmasına rağmen bu kadar yüksek olmasını anlam veremedim.
Adana'da Sabancı grubunun elinin değdiği hemen göze çarpıyor. Sabancı, altı minareli Merkez Cami, kültür sarayı, kurmuş olduğu fabrikaları ile Adana'nın ekonomik, kültür ve sosyal hayatında önemli rol oynuyor.
Gittiğim yerde yerel pazarları ve müzeleri gezmek, lokal tatları denemek benim en büyük keyfimdir. Adana'da geçireceğimiz süre az olduğu için çok fazla gezme fırsatımız olmadı. Lokal tatları deneme şansım oldu. Adana denince ilk akla gelen kebabı ve şalgamıdır. Ancak benim bilmediğim pek çok yemeği varmış. Örnek vermek gerekirse; mumbar, şırdan, ciğer kebabı, sıkma, bici bici... Burada hepsini anlatmak bütün blogu doldurur sanırım. Sadece bici bici'yi anlatmak istiyorum. İsmi kulağa hoş geliyor, Adana'ya özgü olan bu tatlı sıcak yaz günlerinde
insanın içini serinletiyor. Öğütülmüş buz parçaları üzerine gül suyu dökülerek üstüne meyve parçaları ile servis ediliyor. Ek olarak pudra şekerini tatlandırmak için kullanabilirsiniz.
Bereketli Çukurovası ile güneyin lezzet merkezi Adana'ya daha fazla zaman ayırmak üzere kendime söz vererek güzel ülkemin başka bir lezzet merkezi olan Gaziantep'e hareket ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder