18 Nisan 2008 Cuma

İletişim Çağında Haberleşme

SKYPE uygulaması sayesinde kaliteli sesli aramalar yapabiliyoruz, MSN Messenger ile dünyanın öbür ucundaki dostlarımızla haberleşebiliyoruz. E-posta sayesinde acılarımızı ve sevinçlerimizi paylaşabiliyoruz. Cep telefonları sayesinde sahilde güneşlenirken kumdan kalemizin fotoğrafını çekip sevdiklerimize gönderebiliyoruz. Blog sayfaları sayesinde fikir ve görüşlerimizi dünyaya açıyor, "İşte ben burdayım, bu da benim beynimden dökülenler..."diyebiliyoruz.

Geleneksel iletişim aracı olan ev telefonunun yerine epeyce alternatif gelmiş durumda. Peki son duruma bakalım. Her nedense şunları söyleme cesaretini bulabiliyoruz. (Samimi itiraflar hariç!)

"Ağabey aklımdasın, bir türlü arayamadım seni de."

"Aradım sana ulaşamadım. Nerelerdesin yahu?"

"Kayıplardasın cicim. Gazeteye ilan verecektim neredeyse!"

Neden bir dolu iletişim kanalı varken anlamsız kaçamaklara başvuruyoruz? Sosyalleşmek için bir dolu yöntem var iken bu tarz cümleler duyabiliyoruz her nedense.

Günümüz bireyinin kendini saklama becerisi bu iletişim kanallarının hiçbirine başvurmamaktan geçiyor. Bir yandan "Kendini Adresleme" sosyalleşmenin ön şartı iken diğer yandan bu kadar iletişim yöntemini kullanmak bireyin tercihine bakıyor. Bu devirde "Bana sadece PK 233 Kadıköy İstanbul adresinden ulaşabilirsin hayatım" demek pek bir ironik durur sanırım.

Sayısal İletişim çağında "az zamanda çok iş yapmak", bir dolu arkadaşlık sitesinde profil açmak, kontakt listesini şişirmek âdetten oldu. Yani ya VARSIN ya da YOKSUN. Günümüz mottosu şu : "Saklama kendini, çık ortaya..."

Hiç yorum yok:


realper'in ziyaretçileri