Biliyorsunuz (belki de bilmiyorsunuz!) yaklaşık 4 yıldır amatör bir tiyatro grubunun üyesiyim. Tiyatroya başladığımdan beri tiyatro, oyunculuk konusunda çok yol kattettiğimi söyleyemem ama bana kazandırdıklarını da görmezden gelemem. Örneğin; duyguyu yoğun bir şekilde hissetmeyi, hele hele bilmediğiniz, yaşamadığınız bir duyguyu sahnede var etmek belki de tiyatronun en zor işi olsa gerek...Bunu öğrenmek için eğitim şart diyoruz ama tiyatro eğitimi sahnede son bulan bir şey değil, repliklerini ezberledin, sahneye çıktın iş bitmiyor. Çevreyi sürekli gözlemek gerekiyor, ne olup ne bitiyor dünyada, Ben gördüklerimden "malzeme" toplamaya, Nişantaşı'nda alıveriş yapandan tutun da sokakta dilencilik yapan insana kadar herşeyi fotoğraflıyorum.
Bizler duygu işçisiyiz. İnanmadığımız şeyleri yapmamaya söz veriyoruz. Kendimize inanmak değil, duyguya inanmaya önem veriyoruz. Sahnede bir duyguyu betimlemek kimi zaman bizi zorlayabilir. Bu, duyguyu yakından tanımadığımız için olabilir. Yönetmenin bir talimatı ya da o duyguyu yaşamış insanların anlattıkları ile sahnede yaşatabiliriz.
Oyunculuk macerası asla sona ermeyen ancak yaşamla son bulabilen bir süreç, sanırım dünyadaki hiçbir meslek oyunculuk kadar uzun soluklu değil...Bu işi yapanlar yani duygularını harekete geçiren, oyunculuğu meslek edinmiş insanlar sonsuz bir saygıyı hakediyor bana göre...
30 Mart 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder