12 Ağustos 2007 Pazar

Teknolojinin kölesi miyiz yoksa canavarı mıyız?


Bilgisayarla tanışmam seksenli yılların ortasına rastlar. Uzay Yolu, Galactica ve Kara Şimşek gibi televizyon dizilerini kaçırmayan biri olarak bilim, teknoloji ve bilişim dünyasını tanımaya başladığım zamanlardı.

İletişime geçmeye çalıştığım ilk bilgisayarın (MSX SVI) komut satırına şunları yazmıştım:

c:> Merhaba Nasılsın
c:> Syntax Error

Karşılaştığım ilk hata SYNTAX ERROR yani sözdizimi hatasını almıştım. Ne demekti bu? Michael Knight arabasına komut vererek istediğini yaptırabiliyordu. Halbuki "Ben iyiyim." demesini bekliyordum ama anlamıştım. Halden, tavırdan anlamayan duygusuz varlık olarak niteledim o günden itibaren.

Moralim bozulmadı tabii. Bilgisayar sevdam bununla bitmedi. Tam gaz devam ederek Commodore 64 sahibi oldum. Dönemin efsane cihazı bir klavye, tape, TV bağlantısını sağlayan kablosu, adaptör ve joystick'ten oluşuyordu. TV bir tane olduğu için evde kimse olmaması gerekiyordu. Tam bir şenlik havasında C64 kutusundan çıkartarak itina ile kuruluşu yapardım, saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan oyun oynardım, basit programlar yazılarak ekranda uçan balon çıkması sağlanırdı. Bu arada aynı dönemde karşılaştığım ilk oyun konsolu ATARI XL unutmamalıyım.

Merak etmeyin, sizi geçmişte fazla bırakmayacağım. Biraz günümüzden bahsedeyim. Teknoloji gelişimine baktığım an şunları görüyorum: Peer to peer networkler sayesinde dosya transferleri, ev telefonu yerine MSN, ICQ ve Skype gibi yeni iletişim araçları, sokakta yürürken dünyanın öbür ucu ile konuşabileceğiniz mobil cihazları, Myspace, Lovehappens, Hi5 gibi dostluk siteleri, Flickr, Picasaweb gibi foto paylaşım platformları.. Lafı uzatmayayım fazla. Nerden nereye geldiğimizin basit birer göstergeleri...

Bir C64'e sahip olmakla bir taşınabilir bilgisayara sahip olmanın arasında algılanması oldukça vakit alacak bir değişimi gözler önüne seriyor. İşte biz neresinde olacağız bu değişimin?

Bizler teknolojik hizmetlerin ve ürünlerin çoğu zaman işlevini değerlendirmeye alırız. Tabii şu an çoğu kimse (bedava verseler!) bir C64 sahibi olmak istemez. Merak etmeyin, bundan yirmi yıl sonra kullandığımız epeyce ürün demode olacak ya da şekil değişterecek. Şu an edinmeye çalıştığınız en popüler ürünler cep telefonu, dizüstü bilgisayar, mp3 player...
Örnek vermek gerekirse, Türkiye cep telefonu pazarı müthiş hareketli. Neredeyse yılda bir kez mobil cihazımızı değiştirme eğilimindeyiz. Bu da cep telefonu üreticilerinin iştahını kabartan bir durum. Öte yandan anında mesajlaşma sayesinde artık birbirimizin mimiklerini unutup hiç tanımadığımız kişilerin özgürce yalanlarını okuyoruz. (Atış serbest!) Teknoloji maliyetini göze alarak yatırım yapmak gerekiyor bir de, geçenlerde dizüstü bilgisayarım için aldığım memory piyasada en yeni ve daha hızlı işlem yapan memorylerden daha pahalı idi. Bu da işin ironik tarafı...Teknoloji sizi bir yerde cezalandırıyor. Ya sistemini güncelle ya da maliyetine katlan.

Sözün özü şudur ki, bize sunulan teknolojinin hem kölesi hem de canavarıyız. Kölesiyiz çünkü vazgeçtiğimiz aslında sıcak bir dost muhabbeti... Canavarıyız çünkü bilinçsizce tüketiyoruz. Ama farkında mıyız? İşte o ayrı bir konu...

Hiç yorum yok:


realper'in ziyaretçileri