Beyin kimyası eskiden beri beni kendine çeken bir konu. Vücudumuzu etkileyen binlerce hormonlardan biri olan serotonin resmini görüyorsunuz sağda. Bu hormonun fazlası bizleri mutluluktan silindirik yaparken az salgılanması da depresif ve bitkin hallere sevkedebilir. Tabii biz kendi kendimize komut vermiyoruz. Mevsimsel etkiler, çevresel koşullar ve karşılaştığımız ani sevinçler, üzüntüler beden kimyasını dğiştirebiliyor.
İnsanoğlunun yaşadığı ve hissettiği dünyayı ikiye ayırmak gerekir:
1.İÇ DÜNYA
2.DIŞ DÜNYA
Bu iki dünya arasındaki dengeyi sağlamak her yiğidin harcı olmasa gerek. Denge unsurunu oluşturan faktörler bu dünyalarda neler hissettiklerimizle, nasıl algıladığımızla ve de etkilendiğimizle ilişkilidir. Karmaşık gözükse de, üzerinden atlanması işten değildir. Nedir bu unsurlar peki? Aslında kısaca psikolojik hallerimizdir. Denizin altına dalıp rengarenk dünyayı görmenin, dağın tepesinden yamaç paraşütü atlamanın verdiği hazdır.
Her katmandaki insanın yaşayacağı hissedişler, algılamalar farklıdır elbette. Yaşanılan geçmiş, beraber vakit geçirilen insan(cık)lar, bambaşka bir dış dünya çizer.
Beynimizdir bir bakıma kaderimizi çizen, Fiziksel dünyada yer edinmeyi sağlayan, varoluşumuzu sınayan, nereden gelip nereye gideceğimize yön veren... Kullanmayı bilene elbette.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder