Aramızdan ayrılalı neredeyse 11 yıl olmuş. Onun ilk şarkısını duyduğumda yedi ya da sekiz yaşındaydım. Bir arkadaşım bana "Arkadaşım Eşşek şarkısını biliyor musun?" diye sordu bana. "Bilmem." dedim. "Barış Manço'yu nasıl tanımazsın." çıkışmıştı hatta. O gün bugündür Barış Manço'yu tanırım.
Şimdilerde neredeyse bir alay şarkıcı, grup albüm yapıyor, şarkıları radyolarda çalıyor. Video klipleri ise televizyon kanallarında seyrediliyor. "Ne olur bizi dinleyin." diye alt bilincimize göndermeler yapılıyor. Ama Barış Manço'nun öyle bir derdi yoktu. Anlamsız ve boş parçalar bestelemedi. Aşk, sevgi, huzur dolu şarkılarını dinledim hep.
Sanırım evrimin zorladığı bir şey olsa gerek, müzik piyasasından uzak kalan unutulmaya başlar. İsmi zor hatırlanır birisi oluverir. Barış Manço'nun ismi unutulması zor olan nadir birisi. Beni üzen şey, bundan 30 - 40 yıl sonra, bir zamanların çok dinlenen sevilen parçalarının 1980'lerin 1990'ların hisleriyle dinlenemeyeceği gerçeği... Artı olarak zamanındaki Barış Manço'nun şanının asla geri gelmeyeceği... Çünkü devir değişiyor. Duygularımızı zamana uydurmak kolay değil. Barış Manço'yu özel yapan da duygu dolu şarkılarını dinlerken sizi alıp götürmesi...Günümüzde kaç şarkı bunu yapabiliyor? Doğrusu saymadım.
Bugün onun ölüm yıl dönümü...Dün (pazar günü) kardeşim Dinçer'le Kanlıca'daki kabrini ziyaret ettik. 1980 'lerde şarkılarıyla büyüyen birisi olarak Barış Manço'yu hatırlamak boynumun borcudur. Ruhun şad olsun.
1 Şubat 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Efsaneler ölmez...
Efsaneler ölmez...
Yorum Gönder